Menu

Altın Hırsızları Dinliyor – Altın Civciv Hikayesi

Tahsin ve Mert salıncağa binerlerken onların çantalarını bıraktıkları oturağa hapisten yeni çıkmış orta yaş civarlarında iki hırsız oturdular. Niyetleri o kasabadaki tek banka olan Aras Bankası’nı soymaktı. Bütün planlar yapıldı. Önce kasabanın en büyük marketinde yangın çıkartılacak polis, itfaiye ve halk oraya gittiğinde onlar da bankayı soyacaklardı.

Çocukların artık epeyce karınları acıkmıştı. Salıncaktan inip çantalarını almak üzere gelince haydutlarla göz göze geldiler. Haydutlardan biri  iyi insan izlenimi vermek için onlara göz kırptı. Diğeri de çocuklara hiç fırça görmemiş dişleriyle sırıtınca biraz tiksindiler. Tahsin ve Mert bu adamları daha önce hiç buralarda görmediklerinden endişe etmişlerdi. Çantalarını alan çocuklar kaçarcasına evlerine doğru hızlı adımlarla gittiler. Mert’le yemekten sonra görüşmek üzere vedalaşan Tahsin karşı yola geçip evlerine vardı. Bir hayli acıkmıştı. Alelacele ellerini yıkayıp sofraya oturdu. Annesi sitem ederek:

-A oğlum nerede kaldın, yemeği kaç defa ısıttığımdan haberin var mı?

-Anne sen hiç çocuk olmadın mı? Mutlaka sen de eve geç kalmışsındır. Anneanneme soralım istersen, deyince susmak zorunda kaldı. Üstelik ablası Çiğdem çocukların parkta olduğunu  ona haber vermişti.

tahsin ve altın

Yemeğini yiyen Tahsin öğleden sonraki ders kitaplarını çantasına koymak için odasına gidince  Altın’ı da çantada  unutmuş olduğunu hatırladı.

Yarı gülerek yarı utanarak.:

-Çok özür dilerim Altın. Çok acıkınca inan seni unuttum. Dur sana bir şeyler getireyim.

-Tamam tamam affettim. Daha önemli bir konu var. Siz salıncağa binerken ben çantanın içindeydim ya…

-Evet

-İki adam oturdu yanıma. Yüzlerini görmedim ama galiba Aras Bankası’nı soyacaklarmış.

Bütün konuşmaları harfi harfine anlattı Altın.

Ama yüzlerini göremedim. Eğer çantayı bu kadar sıkı sıkıya kapatmamış olsaydın adamları tarif de edebilirdim deyince,

-Hiç gerek yok çünkü biz o adamları gördük. Daha önce hiç bu kasabada görmediğimiz tiplerdi. Şimdi senin anlattıklarını Mert’e anlatsam bana “rüya görüyorsun” der. Senin konuştuğunu ispat edersem bana ancak o zaman inanır. Ne dersin sırrımızı onunla da paylaşalım mı?

-Ama bana demiştin ki.

-Öyle demiştim ama şimdi şimdi her şey farklı. Kasabamızdaki tek bankayı soydurtacak değiliz. Polise gitsek bize asla inanmaz. Diyelim ki inandı. Bir suç işlemeden kimse tutuklanmaz. Hem haydutlar bizim onları polise şikayet ettiğimizi bir öğrenirlerse yandık ki ne yandık. Belki de bizi kaçırırlar ne bileyim belki de öldürürler, deyince.

Altın’ı da bir korku sarmış, kanatlarının arasına başını alıp:

-Allah korusun, dedi ve ekledi:

Tamam Tahsin bildiğin gibi yap, ben sana güveniyorum.

Müzik İçin Mehmet Yavuz’a Teşekkür Ederiz
Beğen  93
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapılan Yorumlar ( 4 )