Menu

Avcı Kedim – En Güzel Çocuk Hikayeleri

Avcı Kedim – En Güzel Çocuk Hikayeleri

Avcı Kedim

Yeni evimize taşınmadan üç gün evvel arkadaşım köyüne gideceği için kedisine artık bakamayacağını söyleyip bana hediye etti. Esasen kedi bakımından hiç anlamam. Ancak arkadaş hatırına “Evet” demek zorunda kaldım.  Kediye bir isim gerekliydi ben de ona  Avcı adını verdim. Komşu çocuklar da kedime sahip çıkmak istediler. Ama sadece dokunmalarına izin verdim. Komşumuzun oğlu Birol bir gün onu kaçırıp evlerine götürmüş. Ona yağda yumurta yedirmiş. Havalar sıcak olduğu içinde kedim bir türlü kendine gelemedi. Ölecek sandık belki yıkayınca kendine gelir düşüncesiyle bir güzel yıkadık. O zaman canım kedim tatlı tatlı miyavlamaya başladı. Anneme Birol’u şikayet etsem de o bana:

-Oğlum zaten bu pazar taşınıyoruz. En iyisi mi kimseyle küsmeden gidelim yeni evimize, deyince susmak zorunda kaldım. Söylemeyi unuttum bu arada benim adım Can.

avcı kedim

Ev Taşıyoruz

Nihayet pazar günü geldi çattı. Annem, babam, anneannem ve dedem hep birlikte eşyaları taşıdık. Avcı kedim, yeni evimizi bilmediği için onu kucağıma aldığım gibi kendim getirdim. O an kaybolacak diye oldukça korkmuştum. O gün için babam balık almıştı. Bir türlü balığı bulamıyorduk. Ama bizim Avcı meğer bulmamış mı? Bir baktık o, biz eşyaları taşımaya çalışırken balığı bir güzel yemeye başlamış. Çaresiz, balıkların hepsini ona vermek zorunda kaldık.

Mahallenin kedileri birkaç kez gelip kedimi dövdüler her seferinde onu kurtardım. En sonunda onu kabul etmek zorunda kaldılar. Önce onun yemeğini çalmak isteyen kediler artık o yemeğini yedikten sonra arta kalanı yemeye başladılar. Bu köpeklerde de ya da başka hayvanlarda da böyleymiş her canlının kendi bölgesi varmış. Orada kalmak için epey çaba harcamak gerekiyor. Ama biz Avcı’yı ilk günden sevdik. Daha evimize yeni gelmişti ama sanki evden biri olup çıkmıştı. Kendisini evin çocuğu gibi görmeye başladı. Beni bile kıskanır hale geldi.

Şu babam yok mu babam. Kediyi öyle bir seviyor ki kıskanmamak elde değil! Kalktı mı yatağından hemen kucağına kediyi alıyor.

-Nasılsın oğlum, diyor. Sırtını okşuyor, bakkala gidip ona süt alıyor. Yine işten gelir gelmez önce kediyi soruyor anneme. Evde benim gerçek bir oğlum var demiyor. Bu kediyi belli ki benden daha çok seviyor!

Doğruyu söylemek gerekirse ben de kedimi çok seviyordum ama babamın benden çok ona ilgi göstermesi beni üzüyordu. Bir gün annemin babama:

-Şu kediyi Can’ın yanında sevme diye kaç defa söyledim sana. Bak çocuk resmen kardeşiymiş gibi kıskanıyor, dediğini duydum. Annem duygularımı babama göre daha iyi anlıyordu.

avcı kedim

***

Kedimizin dışında bahçemizde iki tane de tavşanımız var.  Büyüdükleri için artık kafesten çıkarıp, daha yeni yeni bahçeye salmaya başladık. Avcı da onları merak edip defalarca kokladı ama anlaşamayacaklar sanki.  Tavşanlar kedi gibi evcil değiller çünkü. Doğrusu ben de pek anlaşamayacağım galiba. Ne kadar sevmek istesem de buna izin vermiyor soğuk davranıyorlar.  Üstelik defalarca bahçenin dışına çıktıkları için onları tekrar eve getirmekte ayrı bir mesele. Evin köşesine oyuk açtılar evi yıkacaklar gibi sanki. Bakar mısın babama?  Tavşanlar yetmiyor gibi bir de eve yavru bir köpek getirdi. İki gün kaldı ama onu hiç sevemedim. Ağlamasının yanında çişini yapıp da üstünde yuvarlanması yok mu? Ne kadar çok köpek beslemek istesem de bir anda soğudum. Anneme istemediğimi söylerken:

-Anne köpekler kitaplarda güzelmiş, dedim.

Sonra köpek meraklısı çocuklar alıp gittiler biz de ondan böylece kurtulmuş olduk.

Avcı Kedim Hastalanıyor

Bu yeni evimizde de Avcı çocukların sevgilisi oldu. Ama ne var ki bunlarda bir kedinin nasıl sevileceğini bilmiyorlar. Neden mi? Anlatayım. Biz köyümüze gitmiştik bundan istifade eden komşu çocukları Avcı’yı temiz olması için yıkamışlar. Eve döndüğümüzde hayvan tir tir titriyordu. Onu hemen içeriye alıp, fön makinası ile kuruttum. Ne var ki Avcı bir iki gün hiçbir şey yemedi. Ölecek sandım ağlamaya başladım. Annem bana:

-Merak etme ben onu iyileştiririm, deyip içme suyuna aspirin koydu. Birkaç gün sonra kedim tamamen iyileşti ama ne var ki o semizliği gitmiş kemikleri sayılacak hale gelmişti. Sonra aldığımız sütlerden bir o içti bir ben. İçtiğimiz sütler yaramış olmalı ki ikimiz de kilo aldık.

Avcı Kayboldu

Artık okullar da açıldı. Avcı’yı okuluma götürüp arkadaşlarıma göstermek için can atıyordum. Ancak annem bir türlü buna izin vermiyordu. Ben de bir gün onu gizlice okul çantamın içine koydum. Yolda giderken bir arkadaşımla karşılaşınca kedimi ona göstermek için çantayı açmamla kedinin dışarıya çıkması bir oldu. Zavallı kedicim karanlıktan çok korkmuş olmalı ki tozla dumanı birbirine katıp gözden kayboldu. Nereye gittiğini dahi göremedim. Çaresiz okuluma gittim. O nasıl olsa evi bulur, döner diye düşündüm. Eve geldiğimde ilk işim anneme Avcı’yı sormak oldu. Annem görmediğini söyleyince mecburen onu çantaya katıp okula götürürken kaçtığını üzülerek anlattım. Annem başımı okşayarak, üzülmememi zira kedilerin yıldızları sayarak evlerini bulduklarını söyleyince bir nebze olsun rahatladım. Aksilik bu ya bir hafta boyunca yağmur aralıksız yağdı. Kedim eve dönmeyince galiba dedim yıldızlar gözükmeyince kedim bir türlü evin yolunu bulamıyor. Artık gökyüzü  öfkesini almış olmalı ki hava açtı, yağmur bulutları  kuzeye doğru yol almaya başladılar. Akşamüzeri tam çay içerken camdan “miyaaav” diye bir ses duyduk. Ben hiç kedimin sesini tanımaz mıyım? Koştum hemen pencereyi açtım. Bizim Avcı artık evin yolunu bulabilmişti. İnanır mısınız? Kedim beni ben de onu çok özlemişiz. Birkaç gün dışarda kalmak yaramış çünkü beğenmeyip yemediği yemekleri bile yedi. Eskisi gibi beni tırmalamadı. Bu kedi bazen bir şey yapmasam da okşayınca dahi tırnaklarını geçiriyor insana. Neyse bir de öyle kirli geldi ki anlatamam tam da sokak kedisi gibiydi. Yemeğini yedikten sonra sobanın arkasına geçip uyuklamaya başladı. Demek ki rahat bir uyku çekememişti bizim Avcı. Sabah olunca başladı tüylerini yalayıp temizlenmeye. Onun bu haline gerçekten çok güldük. Annem dedi ki:

-Bu kedinin burnu sürtülmüş anlaşılan, bakın eskisi gibi şımarık değil!

Annem de benim gibi düşünüyordu. Bu kedi kendisini evin çocuğu gibi zannediyor resmen beni kıskanıyordu.

avcı kedim kayboldu

Avcı Kedim Mahalleli Olmuş Meğer

Bizim Avcı meğer aç kaldığı zamanlarda da diğer komşulara gidip yemek istiyormuş. Ben de terbiyeli kedim var diye sevinip duruyordum. Bir gün yine komşumuzun evine girmiş oradan da çatıya çıkmış. Onlar da çatının kapısını kapatmışlar. Hava o kadar soğuk ki neredeyse dışarıda durmak imkânsız. Okuldan gelir gelmez kendimi içeriye zor atıyorum. Bu kez de annem sordu bana Avcı’yı görüp görmediğimi. Haberim olmadığını söyledim. Dışarı çıkıp birkaç defa “Avcı” diye seslensem de bana cevap veren olmadı. O gece öyle geçti ama hep kulağımız penceredeydi. Zira onun kapısı bizim oturma odasının penceresiydi. Gelirse mutlaka oradan gelirdi. Sabahleyin erken vakitlerde annem bir miyavlama sesi duymuş. Pencereyi açıp “Avcı Avcı” diye seslenince o da “miyav miyav” diye uzun uzadıya cevap vermiş. Hava henüz ağarmadığı için annem onu bir türlü göremiyormuş. “Nasıl olsa uzakta değil sesi geldiğine göre kendisi de gelebilir” diye pencereyi kapatmış. Okul için beni kaldırdıklarında pencereyi açıp “Avcı” diye bağırdım. O da bana “miyav” dedi ben buradayım dercesine. İyice etrafa göz gezdirdim. Bir de ne göreyim kedim komşuların çatısında değil mi. Erken vakit olunca kapılarını çalamadım. Okula giderken Sultan teyzeme:

“Şey bizim kedi sizin çatınızda kalmış da” deyince o da:

-Hadi çık yukarıya kedini al! dedi gülerek.

Uçarcasına çatıya çıktım. Kedimi kucağıma alıp evimize koydum. Çok üşümüş ve çok acıkmış zavallı kedicim. Annem yemeğini verince sobanın arkasına geçip öğleye kadar uyumuş. Birkaç gün yine bana iyi davrandı. Demek ki, bu kedinin ara sıra iyi bir derse ihtiyacı var. Hep diyorlardı da insan yaşayınca anlıyormuş.

Kedim Avcı’yla Muhallebi Yedik

Çok muhallebi sevdiğimden annem bana muhallebi yaptı. Öyle bir keyifle yiyordum ki Avcı da yemek için çırpınıyordu. Annem bana kasede birkaç kaşık muhallebi bırakmamı söyledi sonra kaşığın ucuyla Avcı’nın ağzına verdi. Muhallebinin tadını alan Avcı annem kaşığı çekmesin diye patisiyle kaşığı tutuyordu. Kedim kasedeki bütün muhallebiyi yiyince annem hem kaseyi hem de kaşığı defalarca yıkadı.

***

Canım kedimle günlerimizi bir küsüp bir barışık geçirirken anında kayboldu. O günden beri ortalarda yok. Onu çok özledim. İçim çok rahat onu ben hayata çok güzel hazırladım çünkü. İyi bir baba ve eş olacağına eminim. Ondan sonra beslediğim kedilere “Avcı” adını versem de onun yeri her zaman bir başka olacak.

KEDİ TECKER hikayesini okumak için buraya tıklayabilirsiniz

Bir Kediyle Yaşamak Hayvan Sevgisi 🙂

Can Dostlarımız | Hayvan Sevgisinin Önemi

Altın Civciv Hikayesinin İlk Bölümü İçin Aşağıdaki Bağlantılara Tıklayabilirsiniz

  1. Altın Civciv Hikayesi
  2. Altın Konuşmayı Biliyor
  3. Altın Karabaş’la Arkadaş Oluyor
  4. Sarman Altın’ı Korkutuyor
  5. Altın Okula Gidiyor
  6. Altın Hırsızları Dinliyor
  7. Tahsin Gerçeği Mert’e Anlatıyor
  8. Karabaş Hırsızların Planını Dinliyor
  9. Gece Bütün Ekip Toplanıyor
  10. Tüm Ekip Markete Gidiyor
  11. Hırsızlar Markette Buluşuyor
  12. Hırsızlar Yakalanıyor
Beğen  19
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir