Menu

Gece Midir Hüzünlendiren, Yoksa Kendimiz Mi?

Gece Midir Hüzünlendiren, Yoksa Kendimiz Mi?

Bu cümle her yerde sık sık karşımıza çıksa da cevabını veremediğimiz ya da vermekten kaçındığımız cümlelerden biridir “Gece midir insanı hüzünlendiren yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen”.

Bazen öyle anlar olur ki kendimizi tutamaz, içimizde yanan yangının tarifini yapamayız. Peki ya bu yangın neden olur? Çok sevmekten mi, ya da karşılık bulamamaktan mı? Yoksa biz miyizdir aslında bu yangını başlatan..

İnsan, sevdiğinden karşılık bulamadığı zaman sanki dünyanın en kötü olayı başına gelmiş gibi davranır, hayata küser. O yoksa ben nasıl yaşarım diye feryat figan sızlanmaya başlar. Ben onu çok seviyorum ama o beni sevmiyor, onun için her şeyi yaparım yeter ki gelsin der. Ama bilmez ki onun gelmesiyle tüm sorunlar çözülmeyecek. Belki de aslında onu değil, ona olan ulaşılamazlığı seviyordur. Ona ulaşma arzusu daha çok bağlanmasına yol açmıştır. “Ulaşılamayan şey değerli olur” sözünün karşılığı da budur işte.

Gece olunca ortalık sessizleşir, insan sesleri yerini iç sese bırakır. Beyin sürekli aynı şeyle meşgul olduğu için, kendi kendine kalınca da aklına hep aynı soru takılır, “keşke o da burda olsa” . Bizizdir onun gelmesini isteyen. Bizizdir aslında beynimizin onu düşünüp istemesini sağlayan. Çünkü beynimizi sürekli aynı şeyi düşünmeye zorlamış, sürekli aynı şeye odaklamışızdır. Gece değildir yani insanı hüzünlendiren, aslında insandır hüzünlenmek için geceyi bekleyen. Sessiz kalınca farkına varacaktır beynini sürekli aynı şeye yorduğunun.

İnsan, yine en büyük kötülüğü kendine yapar. Başkası değildir onu mutsuz eden. O mutsuzluk ortamını kendi oluşturmuştur. Bir başkasına bağlanan mutluluk, o kişi gittiğinde de ortadan kalkıp gidecektir. Giden kişinin bıraktığı boşluk önce mutsuzluğa, eğer bu mutsuzluk evresi aşılamazsa da depresyona kadar gidebilecektir.

Bizim yapmamız gereken mutsuzluğumuzu da mutluluğumuzu da ikinci bir kişiye bağlamamak. Hayatımızda olan hiçbir şeyin kalıcı olmadığı gibi, hiçbir insan da kalıcı değildir.

Önce kendimizi sevmeliyiz. Kendimizi seversek bir başkasını sevebiliriz. Kendimizi mutlu edersek karşımızdakini de mutlu ederiz. Önce kendimize yardım etmeliyiz ki, sonra bir başkasına yardımımız dokunsun. Nasıl ki uçaklarda şöyle bir anons geçer; “hava maskelerini önce kendinize, sonra da yanınızdakine takın” . Ne kadar doğru bir söz. Önce kendini kurtar ki, başkasını kurtarabilesin. Önce kendini kurtar ki başkasını kurtarabilmek için fırsat bulabilesin.

Velhasıl, gece değildir hüzünlenmemizi sağlayan, bütün gün beynimizi yorduğumuz düşüncelerdir. Beynimizi öldüren o kötü düşüncelerimizdir. Bizi mutsuz eden, vaktimizi çalan, ulaşılmaza odaklanan o düşüncelerdir.

Önce kendini sev, sen kendini seversen bir başkası da seni sever. Sen kendine değer verirsen, bir başkası da sana değer verir. Kendini güzel gör ki güzel olasın. Gülümsemeyi asla ihmal etme. Sıcacık bir gülümseme bütün kötülükleri yok edecektir buna inan, en çok da kendine…

Gecekondu ve Onlarca Özlem adlı yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. .

Beğen  144
Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapılan Yorumlar ( 7 )