Menu

Gecekondu ve Onlarca Özlem | Gecekondu Yaşamı

Buram buram özlem tüten güzel anlar için…

Gecekondu ve Onlarca Özlem

Hani o bahçesinde yoğurt kovalarından yaptığı saksılardan çiçeklerle mis gibi kokan mahalleler vardır ya. İşte orada başlar hayatın anlamı, yaşadığını orada anlarsın. Çocukluğun orada geçmiştir, en güzel arkadaşların oradadır. Bütün yaramazlıkların, kaçışların, sevdiğin bir çok şey oradadır. Hatta belki de ilk orada aşık olmuşsundur komşunun çocuğuna. Çocukça, masumca…

Annen hep yanındadır, evdedir, ayrılıp gitmez bir yere. Nereye giderse sen de onunla beraber gidersin. En çok da çocuğu olan evlere gitmek istersin. Olmasa da  sorun etmezsin, nasıl olsa oynayacak bir şeyler bulursun. Yaramazlık yapsan da annen yanındadır. Ne kadar kızarsa kızsın sevdiğini bilirsin. Eve gelince unutur hepsini, yine o güzel yüzüyle gülümser sana.

Ne güzel arkadaşların vardır, kim erken uyanırsa çağırır diğer arkadaşlarını da. Kapıda belki de 10 çocuk olur bir diğer arkadaşını çağırmaya gelen. Kapının önünde oynarsın ama alan çok geniştir, her oyunu oynayabilirsin. Akşama kadar oynasan da oyuna doymazsın, yemek yemek için bile oyunu bırakıp gitmek istemezsin. Eve gitsen de hemen koşa koşa inersin arkadaşlarının yanına. Akşam erkenden uyursun, saat 8’de. Çünkü sabah 6’da en sevdiğin çizgi film başlar. Baban işe gittikten sonra çıkarsın sen de dışarıya. Doya doya oynarsın…

Güzeldir gecekonduların olduğu mahallelerde yaşamak. Capcanlıdır, renklidir.

Düğünler kapı önlerinde olur, her müzikte bilsen de bilmesen de çıkar oynarsın. Hele o dağıtılan kuruyemişleri yerken yeni tanıştığın arkadaşlarla ettiğin sohbetin tadını hiçbir yerde bulamazsın. Bütün mahalle senindir, her yerini bilirsin. En iyi saklanacak yerler bir bir aklındadır.

Hele o ağaçlar. Bütün ağaçlara çıkarsın, bütün meyvelerden yersin. Çıkamadığın ağaç olursa pes etmezsin, illa da o ağaca çıkacağım der ve elbet bir gün çıkarsın. Öyle başkasının bahçesindekiler falan değil, kendi bahçendeki ağaçlar yeter sana. Yemyeşildir kapının önü, alt sokak ve üst sokak çocukları hepsi arkadaşındır. Küssen de ertesi gün barışırsın. Hatta bazen o kadar bile sürmez. Küs kalamazsın, unutursun hemen.

Sen oynarken annen de arkadaşlarıyla oturur seni izler. Bir taraftan da sohbet etmeyi ihmal etmez, gözü hep sendedir. Annen yanındayken ondan güç alırsın, annem buradaysa bana hiçbir şey olmaz dersin.

Güzeldir gecekonduda yaşamak.

Evin sobalıdır, sıcacık yanarken üzerindeki yemek kokularıyla beklersin akşamı. Sobanın arkasındaki minder en sevdiğin yerdir, orada otururken uykuya dalarsın. Uykunda oynadığın oyunları görürsün, hatta yeni yeni oyunlar bulmuşsundur onları oynarsın. Okula mahallendeki çocuklarla beraber gidip gelirsin, daha da küçüksen her gün birinin annesi getirip götürür sizi okula. Seversin okulunu, öğretmenini. Okulun da sobalıdır, bir abla siz gitmeden yakar sobayı. Bazen de aksiliği tutar yanmaz soba, bütün sınıf duman olur. Öğretmen dışarı çıkartır, ders falan işleyemezsin. Ama eğlenirsin sobanın tütmesiyle çünkü farklı bir şey olmuştur sevinirsin biraz da olsa.

Ne kadar büyürsen büyü aklın hep gecekondu dadır. Orada yaşadıklarının tadını belki de hiçbir yerde bulamazsın. Öyle lüks evlerin içindeki ruhsuzluk sana göre değildir, apartman içindeki dört duvara hapsolmak istemezsin. Kimsenin kimseyi tanımadığı, hatta selam bile vermediği, insan yaşadığına dair hiçbir belirtisi olmayan evler…

Kapının önüne ayakkabı bile koyamazsın, apartmanmış, görüntü bozulurmuş, yönetim öyle karar almışmış… Ses edemezsin gündüz bile, komşun rahatsız olur çünkü. Dışardan araba sesinden başka ses girmez eve. Haber vermeden bir başkasına gidemezsin, herkesin işi gücü olur. Bir koşuşturmaca içinde dolanıp durursun. Sen de onlardan biri olursun belki de. Daha güzel kıyafetler, mobilyalar alabilmek için akşama kadar çalışırsın, daha iyi yerlerde yemek yiyebilmek için. Yediklerini sosyal medyada paylaşmak önemli olmuştur çünkü. Paylaşmaktan anladığın sadece o olmuştur artık. İçindeki çocuk beton yığınlarının arasına hapsolmuştur ama bunun farkında değilsindir.

Yaşadığını sanırsın ama içten içe tükenmişsindir. Bütün enerjini lüks mobilyalar ve ekranlar almıştır. Kimin ne yaptığını küçücük ekranına bakarak izlersin bütün gün. Herkes nasıl da mutlu diye iç çekersin. Bilmezsin ki herkes sen gibi, herkes doyumsuz olmuş, mutluluğu unutmuş…

Güzel dönüşler alırsam gecekondu yazımın devamını da paylaşacağım 🙂

Gece Midir İnsanı Hüzünlendiren Yoksa İnsan Mıdır Hüzünlenmek İçin Geceyi Bekleyen? Yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. .

Beğen  152
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapılan Yorumlar ( 9 )