Menu

Postmodernizm ve Siyaset (Laclau – Mouffe ve Boudrillard)

Gökkubbenin altında ne varsa postmodernizmin ilgi alanına girmektedir. Bir çok diğer postmodern düşünür gibi Boudrillard da siyaseti kültürel yoğun bir alan olarak algılamaktadır. Kültür tüm yaşamın boyutlarında vardır.

Postmodern düşünürler nedenselliği tek bir faktöre bağlama konusundaki itirazlarına rağmen karşı çıktıkları indirgemeciliğin yerine başka bir indirgemeciliği ikame etmişlerdir. Ekonominin yerine bu sefer kültüre belirleyici bir konum atfetmeye başlamışlardır.

Boudrillard, mutlak bir katılımsızlığı savunmayı en devrimci tutum olarak görmektedir. Muhalefet yapmak şart ise en iyi muhalif modern siyasal eylem türlerine karşı olumsuz davranan, onları küçük gören, olumsuzlayan ve konuya ironiyle yaklaşandır. İstihza modernitenin bir meselesi olan temsil olgusuna karşı en güçlü silahtır. Hem zaten postmodern çağda temsil bir saçmalıktan ibarettir. Zira temsil simülasyonun tümüyle devreye girdiği bir olaydır. Hilenin ve anlamsızlığın hüküm sürdüğü alandır. Üstelik demokratik temsilin amacı heterojen ve karmaşık olan toplumu tekdüzeleştirmekten, farklılıkların üzerine şal örtmekten başka bir şey değildir. Bu da modernitenin asli hedefidir.

Boudrillard, temsil olayı için gerçek bir saptırma olduğu görüşündedir. Ona göre bilinç oluşturma sanatı ya da tam tersine bilinçsizleştirme olan kitle medyaları aracılığıyla halkın yönlendirildiği bir ortamda temsilden söz etmek mümkün değildir.

Boudrillard, temsil olgusu için “siyasal manipülasyonun en uç noktaya getirilebildiği bir simülasyon olayıdır” der.

Hedeflenen radikal demokrasiyi tesis edebilmek için Laclau ve Mouffe modern siyasal değerlerin yeniden inşa edilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Radikal demokrasinin hem modern hem postmodern değerler üzerinde kurulabileceğini savunan Mouffe’a göre de modernite tamamlanmamış bir proje olarak varlığını sürdürüyor. Mouffe, modernite projesinin daha da genişletilerek korunması gereken değerler içerdiğini düşünüyor. Ona göre hem modern hem postmodern bir vaziyet alışı benimsememek için bir neden olmalı.

Modernitenin siyaset projesinin başta gelen özelliği iyimserliğiydi. Amacı özgürlük, eşitlik, adalet gibi evrensel değerlerin tanımlanmasıyla birlikte onların hayata geçirilmelerini sağlayacak uygulamalara ışık tutmaktadır.

******

Loclau ve Mouffe’a göre bugün de demokrasinin kuruluş koşullarını aramak mümkündür ve bu arayış toplumların parçalanma süreçlerine girdikleri sınıf mücadelelerinin yersizleştiği, sağ – sol ayrımının anlamını yitirdiği ve toplumsal dayanışmanın sekteye uğradığı postmodern çağda tamamıyla aciliyet kazanmış durumdadır. Onlara göre liberal demokrasi radikal demokrasinin ön koşuludur ve bu görüş moderniteye karşı devam eden bir bağlılığın ifadesidir. Onlara göre düğümü çözebilmenin yolu liberal demokrasinin radikalleşmesinden geçiyor.

Farklılık postmodern siyasetin demokrasi arayışında bayraktarlığını yaptığı başta gelen bir sosyolojik olgudur. Bu nedenle de bazı araştırmacılar postmodern siyasetin kimlik politikalarıyla bağlantılı olduğunu düşünmektedirler. Kimlik politikasında bireyler kültür, etnisite ya da cinsiyet üzerinde beliren mücadeleler vermek maksadıyla kendilerini özdeşleştirdikleri ve egemen kültür tarafından baskı altında tutulan grupların çıkarları doğrultusunda siyaset yaparlar. Bu nedenle de farklılıklar, kimlik politikalarının merkezi önem verdiği bir konudur.

Aşağıdaki yazılara da göz atabilirsiniz

Fransız Devrimi’nin Nedenleri Ve Sonuçları – Ders Notları

Amerikan Devrimi Ve Amerika’nın Bağımsızlığı – Ders Notları

KUTADGU BİLİG – ESER HAKKINDA İNCELEME

ARİSTOTALES POLİTİKA KİTABI – DERS NOTLARI

Merkantilizm Nedir, Neyi Amaçlar? – Ders Notları

Avrupa Birliği’nin Ortaya Çıkışı – Ders Notları

Rönesans Nedir? – Ders Notları

Reform Nedir, Nasıl Ortaya Çıkmıştır ? – Ders Notları

Feodalizm (Derebeylik) Nedir ? – Ders Notları

Viyana Kongresi ve Sonuçları – Ders Notları

Beğen  100
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir