Menu

Tüm Ekip Markete Gidiyor – Altın Civciv Hikayesi

İkindiyle akşam arası çocuklar Tahsin’lerin ağılda buluştular. Mert yanında telsizleri de getirmişti. Arkadaşlarına nasıl kullanacağını bir güzel uygulamalı anlattı. Şimdi her birinin elinde polis telsizi vardı. Bir süre deneme amaçlı polisçilik oynadılar. Her birine tanınmamak için kod isimleri taktılar. Tahsin’in Tarkan, Mert’in Karaoğlan, Çiğdem’in ise Erkek Fato’ydu. Kendilerine Türk filmlerinden uygun karakter isimleri seçmeyi uygun bulmuşlardı.

Önce market elemanının çalıştığı yere gidecekler. Onunla konuşmanın yollarını arayacaklardı. Ama nasıl?

-Akşam olunca dayıma söylerim o bizi markete götürür, deyince Mert.

“Olmaz” diye başını iki yana salladı Tahsin.

-Yanımızda bir büyük olursa üstelik bir de polisse nasıl rahat hareket edebiliriz. En iyisi mi küçük de olsa yalan söyleyelim.

-Ne gibi? dediler Çiğdem’le Mert aynı anda.

-Biz babama Mert’in babası bizi markete götürecek deriz. İzni koparırız. Sen de Tahsin’in babası götürecek dersin o da izin verir o vakit.

Bu fikirde de anlaşan çocuklar akşam yemeğinden sonra markete gidip hem alışveriş yapacaklar hem de market elemanını izlemeye alacaklardı. Tabi ki yanlarına köpek ve civcivlerinin yanı sıra telsizlerini de alacaklardı. Polis telsizi olduğu için de çok uzun mesafeleri alabilen kaliteli bir makineydi bu.

yemek yiyen 4 kişilik bir aile

Yemekte Tahsin ve ablası babalarından aynı planladıkları gibi söyleyerek izin aldılar.

Annesi şaşkınlıkla:

-Biliyor musun? İlk defa Tahsinle Çiğdem beraber bir yere gidiyorlar. Daha düne kadar kediyle köpek gibiydi bunlar. Garanti bir iş çeviriyorlar, dedi.

Tahsin’in babası gün boyu evde olmadığı için çocukların bu değin tartışıp kavga ettiğinden haberi yoktu. Bu nedenle karısının fikrine katılmadı.

-Büyüyorlar hanım. Belki de o yüzden iyi geçiniyorlardır.

–İnşallah öyledir bey, derken oldukça kuşkuluydu ağzından dökülen sözcükler.

-Hanım onu bunu boş ver. Hadi baş başa bir kahve içelim, ne dersin? Ne zamandır ikimiz yalnız kalmamıştık.

-Tamam. Bir de düğün kasetimizi koyup onu da izleyelim ozaman.

-Tabi izlemek istersin sen hiç değişmedin ki hanım. Ben kasete bakınca kendimi tanıyamıyorum. Baksana gür saçlarım döküldü. Bedenim desen gittikçe büyüyüp yağlandı. İzledikçe moralim bozuluyor.

-Hayatım ben seni her şekilde seviyorum. Rabbim yeter ki sağlık versin! Seni başımızdan eksik etmesin, diye söyleyince hanımı. “Amin!” diye yüksek sesle karşılık verdi.

Müzik İçin Mehmet Yavuz’a Teşekkür Ederiz
Beğen  91
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir